“IEA: Yeşil dönüşümün yolu madenlerden geçiyor”

Doğal taşta dünyanın en büyük rezervlerine sahip Türkiye’nin bu zenginliğini görücüye çıkardığı MARBLE İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkilerine rağmen 11 ülkeden alım heyetinin katılımıyla başladı.

Geçen yıl salgın nedeniyle düzenlenemeyen, bu yıl ise sınırlı katılımla 26. kez organize edilen MARBLE, Fuar İzmir’deki 3 holde 200’ün altında firmanın katılımıyla kapılarını açtı.

Almanya, Fransa, Azerbaycan, Gürcistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, İtalya, Umman, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Ürdün’den alım heyetlerinin ziyaret ettiği fuarda farklı bölgelerdeki ocaklardan çıkarılan rengarenk taşlar ve bu taşlardan yapılan mobilyalar dikkati çekti.

Salgın sürecinde İzmir Büyükşehir Belediyesinin fuarcılık şirketi İZFAŞ tarafından düzenlenen ilk fiziksel fuar olan MARBLE’da ziyaretçiler HES Kodu taraması ve ateş ölçümünün ardından hollere alınıyor. Fuar alanında sıklıkla maske ve sosyal mesafe uyarıları yapıldı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, 26´ncısı düzenlenen MARBLE İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı´nın açılışında yaptığı konuşmada doğal taş sektörünün ihracattaki başarısına dikkat çekti. Gülle, sektör ihracatının 2021 yılının ilk yarısında, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artışla 1 milyar doları aştığına vurgu yaptı. Gülle, Türkiye´nin doğal taş ihraç eden dördüncü ülke olduğunu söyledi.

Gülle, “Doğal taş sektöründe, dünyanın toplam ihracatından yüzde 11 pay alıyoruz. Ülkemiz, dünyada en çok doğal taş ihraç eden dördüncü ülke. 2021´in ilk 6 ayında en çok işlenmiş doğal taş ihracatı gerçekleştirdiğimiz üç ülke sırasıyla, 326 milyon dolar ile Çin, 227 milyon dolar ile ABD ve 53 milyon dolar ihracat ile Fransa oldu.Bu dönemde 113 ülkeye ihracatımız bir önceki senenin aynı dönemine göre artış kaydetti” dedi.

Fuara katılan Temmer Marble firması, Çekyalı Heykeltraş Patrik Prosko’nun üzerinde üç ay çalıştığı ‘Anamorfoz Atatürk’ eserini bu yıl 26’ncısı düzenlenen Marble İzmir Fuarı’nda sergiledi. Birçoğu kendi dönemine ait toplam 539 parçadan oluşan eser, Atatürk’ün hayatını ve değerlerini simgeleyen objelerin birleşiminden oluşuyor.

Sanatçının Türkiye’deki antikacılardan topladığı birçoğu Atatürk’ün yaşadığı döneme ait 539 eseri bir araya getirdiği düzenleme, belli bir açıdan bakıldığında Atatürk portresini oluşturuyor.

TİM Sektörler Konseyi Üyesi, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkan Vekili, Temmer Marble Yönetim Kurulu Başkanı Rüstem Çetinkaya, Afyon ve Bilecik’teki ocaklarında üretim yaptıklarını, Londra, Atlanta ve İstanbul’daki ofisleriyle Türkiye ekonomisine katkı sunduklarını belirtti.

Fuarda ürün satmaktan öteye geçmek istediklerini aktaran Çetinkaya, bunu da bir sanat eseriyle hayata geçirdiklerini dile getirdi. Sanatçı Prosko ile yollarının kesişmesinden sonra böyle bir esere karar verdiklerini işaret eden Çetinkaya, “Anamorfik denilen ve Yunanca ‘yeniden şekil verme’ anlamında gelen sanat biçimiyle uğraşan sanatçımız dünyada bu işi yapabilen 3 sanatçıdan biri.” dedi.

Şirketin temel felsefesinin ‘markalaşma’ olduğunu vurgulayan ve doğal taşı tek başına bir sanat eseri olarak nitelendirdiklerini ifade eden Çetinkaya, Anamorfoz Atatürk Projesi’nin ortaya çıkış hikayesini şöyle detaylandırdı; Anarmorfoz, yunanca yeniden şekillendirmek anlamına geliyor. Patrik ile bundan yaklaşık 1,5 yıl önce Bilecik’teki ocağımızda yine bir sanat eserine imza atmıştık. Şimdi ise bizim için değeri paha biçilmez olan bir eseri İzmir Fuarı’nda sergiliyoruz. Patrik Prosko eserlerinde bilime, sanata katkı sağlayan portreler yaptığından öncelikle Mustafa Kemal Atatürk’ün sadece siyasi bir figür olmadığına kendisini ikna ettik. Patrik Prosko, Atatürk’ün hayatını ve dünyaya bakış açısını inceledi, Nutuk’u okudu ve birlikte sohbetlerimiz oldu. Şişli’deki Atatürk Müzesi ziyaretimizden de fazlasıyla etkilendi. Sonrasında parçaları toplamak için İstanbul’un birçok noktasında antikacıları ve eskici dükkanlarını gezdik. 93 farklı temadan toplamda 539 parçanın bir sanat eserine dönüşmesi tam üç ay aldı. Bugün üzerinde ciddi emek harcadığımız bu anlamlı eserin fuarın ilgi odağı olması bizim için çok büyük bir gurur kaynağı. Odağına sadece ticareti değil, markalaşmayı ve insanı koyan bir şirket olarak mutluğumuzu kelimelerle tarif etmemiz zor.” dedi

Kökeni Yunanca’dan gelen ‘Anamorfoz’, yansıma ve perspektif üzerine kurulu bir sanat anlayışı. Prosko imzalı Atatürk projesi tam 539 parçanın bir araya gelmesiyle ortaya çıktı. Üç boyutlu bir enstalasyon olmasına rağmen doğru açıdan bakıldığında iki boyutlu bir sanat eseri olarak beliren çalışmadaki 539 parça Atatürk’ün hayatını ve değerlerini simgeliyor. İşte o parçaların bazıları ve Atatürk için taşıdığı anlam; Şapka (Kılıf-kıyafet devrimi), Harfler (Harf Devrimi), T Cetveli (Kendi eseri olan Geometri kitabı), Bakır cezve (Kahveye olan tutkusu), Dünya küre (Yurtta Sulh Dünyada Sulh anlayışı), Daktilo (Nutuk), Tesbih, Kol düğmesi ve kravat iğnesi (Giyimde modernist yaklaşımı), Köstekli saat (Cephede hayatını kurtaran saati temsil ediyor), Gramafon (Sanata ve müziğe olan ilgisi), Kağnı arabası tekerleği (Milli mücadelede halkın desteği), Kitap (Yaşamı boyunca okuduğu yaklaşık 4 bin kitap), madalya, dürbün, divit kalem ve kalpak.

Fuarın açılmasının hemen ardından sosyal medyada eserin çokça paylaşıldığını ve yoğun ilgi gördüğünü aktaran Çetinkaya, eserin 27 Ağustos’a kadar fuarda sergileneceğini, gelecekte farklı sanat platformlarında da sergilemek istediklerini bildirdi.

Dünyanın en önemli üç anamorfoz sanatçısından biri olan Çekyalı Patrik Prosko, Prensip olarak siyasi figürlerle ilgili çalışma yapmadığını, ancak Atatürk’ün dünyaya örnek bir isim olduğunu vurguladı. Çalışma esnasında Atatürk’ün hiçbir lüks eşyasının olmadığını kaydeden Prosko, şunları ifade etti: “Atatürk’ü inceleyip anlamaya başlayınca sadece Türkiye için değil dünya için de önemli biri olduğunu anladım. Başka ülkelerde de böyle büyük bir lidere ihtiyaç olduğunu görüyorum. Laiklik bence Atatürk’ün en önemli başarısı. Kadınlara verilen haklar çok önemliydi. Avrupa’da birçok ülke Türkiye’den çok sonra bu hakkı tanıdı. Atatürk zamanının ötesinde düşünen biriydi. Tüm dünyanın Atatürk’ü çok iyi anlaması lazım.” dedi

TİM Sektörler Konseyi Üyesi, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkan Vekili, Temmer Marble Yönetim Kurulu Başkanı Rüstem Çetinkaya, fuarda yaptığı açıklamada; “Metalik madenler bakır, çinko, kurşun, krom, demir cevher fiyatları inanılmaz derecede arttı. Bakır artık bundan sonra 2030 yılına kadar hiçbir zaman düşeceğini düşünmediğim bir emtia olacak. Bakır gün geçtikçe elektrikli araçlar, yenilenebilir enerjiler ve buna bağlı modeller arttığı sürece bakır fiyatı artacak. Birim fiyatları çok artınca bakır 4 binden onbinlere çıktı, demir yüzde 120 arttı, kurşun yüzde 90 arttı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), diyor ki: ‘Yeşil dönüşümün yolu madenlerden geçiyor’. Fosil yakıt tüketen araçların tamamen bertaraf edilmesi, elektrikli araçlara 2050 yılında geçilmesiyle birlikte bir elektrikli araçta kullanılan maden oranı kat kat artıyor. Elektrikli motorlara geçileceği zaman en çok ihtiyaç olan şey bakır tel. Dolayısıyla dron teknolojisi, elektrik araçlar, güneş enerjileri ya da rüzgar türbinleri arttıkça bakır ihtiyacı da artacak. Buna bağlı olarak yine bunları inşa etmek için gerekli olan metalik cevherlere olan talep de… IEA’ya göre bakır talebi 19, kobalt talebi 21 kat, lityum talebi 30 kat artacak. Karbon emisyonu madenle düşecek. Bu kadar çok madene ihtiyaç olup, bu kadar çok madene karşı çıkmak inanılmaz derece anlamsız. Fosil yakıtlara imza atmış ülkeler madene karşı çıkmazken biz de karşı çıkılıyor. Sıfır emisyonun yolu madenlerden geçiyor. Gelişmiş ülkeler bu alana yatırım yapmış durumdalar, bizim de yatırımları artırmamız lazım. Kurşun, çinko ve bakır vb. yatırımlara odaklanmalıyız. Bunun yanında altın da var. Maden ana lokomotif sektör olabilir. Güçlü sermaye yapılarına ve hızlı onay süreçlerine ihtiyaç var” diye konuştu.

Son yedi yılda madenlere verilen ruhsatlardan çok daha büyük bir alanın yangında kül olduğunu belirten Çetinkaya, “Bu ruhsatların da yarısı orman vasfını kaybetmiş alanlarda bulunuyor” dedi. Çetinkaya, geçen hafta yapılan bazı madenlerde kamu payının yüzde 25’lere çıkarılması kararını ise şöyle yorumladı; “Biz o madenin sahibi değiliz. Oranın sahibi devlet biz işletmesini alıyoruz. Madeni çıkarıp sevk ettiğiniz anda devlet kaynağında daha payını alıyor. Bazı madenlerde bunu yüzde 25’e çıkardı. Mali bir tasarruf olduğunu söyleyebilirim. Biz ayrıca ruhsat bedelleri de başta olmak üzere kamu bütçesine önemli bir katkı yapıyoruz” bilgisini verdi.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort istanbul escort maltepe escort pendik escort kartal escort anadolu yakası escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort anadolu yakası eskort avcılar escort esenyurt escort istanbul escort bakırköy escort halkalı escort şirinevler escort sefaköy escort istanbul escort maltepe escort esenyurt escort pendik escort besiktaş escort sirinevler escort sisli escort izmir escort izmir escort Проститутки Бишкека gaziantep escort adana escort izmir escort istanbul escort ankara escort mersin escort konya escort bursa escort hatay escort gaziantep escort kocaeli escort